You Are Here: Home » Makaleler » Sürdürülebilir İnşaat Sektörü ve Geleceği

Sürdürülebilir İnşaat Sektörü ve Geleceği

Erhan TALU
Gülermak-Doğuş Adi Ortaklığı

Sürdürülebilirlik; “gelecek kuşakların kendi ihti yaçlarını karşılama imkanlarına zarar vermeden günlük ihtiyaçların temin edilmesi olarak tanımlan maktadır”.

Ayrıca, sürdürülebilirlik; “şirketlerin toplumda ki rolünü sadece ekonomik değil daha geniş bir perspektifte değerlendirerek, sosyal ve çevresel anlamda da şirketlerin toplumsal sorumluluğu ol duğunu vurgulamaktadır”.

Dünya üzerinde sahip olduğumuz her türlü ihti yacımızı gezegenin bize sunmuş olduğu doğal kaynaklar ve bunların oluşturduğu zincir sayesin de karşılayabiliyoruz. Bu zincirdeki herhangi bir halkanın eksikliği veya yok olması tüm dengeleri alt üst edebilme potansiyeline sahipken yaşamın yok olma riskinin öne çıktığı noktada ise ekonomik değerler ve ekonomiden bahsetmek mümkün ola mayacaktır.

Bu nedenle yaşam tarzımız, iş anlayışımız ve uy gulama yöntemlerimizi yaşam ve hayat kalitesinin artması için etkin kaynak kullanımı ve yönetimi ile çalışılan sistemde, kaynakların korunduğu “eko nomik, sosyal ve çevresel” yapıya geçişi sağla mak ve bunu sürdürülebilir kılmakla mümkün ola caktır.

Son yıllarda, yeniliklere açık, çağın gelişmelerine hızla uyum sağlayan iş dünyası, ulusal ve ulusla rarası düzeydeki örgütlü çalışmalarıyla Sürdürüle bilirlik yaklaşımının yayılması konusunda üzerine düşeni yapma çabası içerisindedir. İnşaat sektörü de bu yaklaşıma ayak uydurarak diğer sektörler de olduğu gibi kendi üzerine düşeni yapmalıdır.

İş dünyası için sürdürülebilirlik, bu yeni düzende, günümüz trendlerinin şirketler için getirdiği risk ve fırsatları anlayabilmek ve bunlara göre operas yonlarını, ürün ve hizmetlerini, gerektiğinde iş mo dellerini ve tüm süreçlerini yeniden düzenlemek anlamı taşımaktadır. Kurumsal sürdürülebilirlik, büyümenin de anahtarı olarak görülmektedir.

İnşaat sektörü de, sürdürülebilir kalkınmanın te mel prensipleri doğrultusunda farkındalığı artıra rak, ulusal ve uluslararası iş dünyasının standart larını yakalamasına ve rekabetçiliğini artırmasına katkıda bulunmayı hedeflemelidir.

İnsan kaynağı, bilgi, teknoloji, haberleşme, ileti şim ve tasarım, Dünya ölçeğinde küresel etkiye sahip ekonomik krizler, rekabet endeksli zor bir piyasa ile siyasal alandaki birçok unsur, organi zasyonların iş yapma anlayışlarında bir takım de ğişikliklere gitme zorunluluğunu beraberinde ge tirmiştir. Çok değişken olan ve her birinin etkisinin büyük olduğu günümüz dinamiklerinin, zamana ve yukarıda bahsettiğimiz unsurlara bağlı olarak değişimi ve gelişimi, inşaat sektöründe de üze rinde geniş kapsamlı çözüm yollarının aranmasını beraberinde getirmektedir.

Tüm bu yaklaşımların gelecek adına irdelenmesi ve geleceğin yönetici adaylarının bu yaklaşımlara bakışlarının tespiti için inşaat sektöründe çalışan mühendis ve/veya mimarların bulunduğu fokus grup ile yapılan anket çalışması sonuçları ve so nuçların yorumları aşağıda yer alan ve sektör için önem taşıyan dinamikler açısından araştırılmış ve paylaşılmıştır.

• İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarda aktif rol alan mühendis ve/veya mimarların, hem kendileri hem de çalıştıkları firmalarının Türkiye’de ve global platformda sürdürülebilir başarısı için, kaynakların daha verimli kullanımına yönelik top lumsal, çevresel ve ekonomik ortam ve şartların oluşmasına destek olmaktır.

• Aynı zamanda, inşaat sektörünün imajının dü zeltilmesine, kurumsal davranış ve kimliğine de ğer sağlamasına, ulusal ve uluslararası arenada rekabet üstünlüğü elde edilmesine katkı sağla maktır.

• Sürdürülebilirliğin sektör öncüleri tarafından ta nınması ve doğru algılanması,
• Sektörde faaliyet gösteren ulusal ve uluslarara sı arenada faaliyetlerini devam ettiren firmaların sürdürülebilirlik politikalarının olması gerekliliğini ortaya çıkarmak,

• Paydaş memnuniyetinin arttırılması, katılımcı rolü ve işbirlikleri öneminin vurgulanmasını sağlamak, • Sürdürülebilirliğin temel prensipleri konusunda inşaat sektöründe farkındalık yaratmak,

• Uluslararası platformda gerçekleşen çalışmala rın ve belirlenen önemli politikaların sektöre tanıtı mı ve gerekirse uygulamaya alınması konusunda öncü olmak,

• İnşaat sektöründe, sürdürülebilirlik alanında dünya standartlarını yakalamasına destek ver mek,
• Sektör stratejilerini belirlerken, sürdürülebilirlik prensiplerinin kriter olarak alınmasını sağlamak, Sürdürülebilirlik açısından inşaat sektörünün ge leceğini irdelerken fokus grup içerisinde yer alan katılımcıların temel bilgilerinden de bahsetmek faydalı olacaktır.

Katılımcıların (inşaat sektöründe çalışan mühen dis ve/veya mimarların) %89’unu özel sektör, % 11’ini ise kamuda çalışanlar oluşturmaktadır. 20 farklı firmadan 100’e yakın çalışan hazırlanan anket’i posta veya email yoluyla cevaplamıştır. Katılımcıların %35’i yüksek lisans, % 65’i ise lisans seviyesindedir. Yine katılımcıların % 30’u 10 yıl ve üzeri tecrübeye sahipken, % 50’si 310 yıl arası, % 20’si ise 03 yıl arası tecrübeye sahiptir. Ayrıca, katılımcıların % 12’si 45 yaş ve üzerindeyken, % 24’ü 3545 yaş arası, % 64’ü ise 2035 yaş ara sında yer almaktadır.

Yukarıdaki belirtilen özelliklere sahip fokus gru bun anket sorularına verdikleri cevaplar ve sonuç ları şu şekilde gelişmiştir;

İnşaat sektörü ve sektör çalışanlarının (mühendis ve/veya mimarların) sürdürülebilirlik konusunda %63 seviyesinde bilgi sahip oldukları, sürdürüle bilirlik konusunun çalıştıkları sektör için üzerinde titizlikle ve önemle durulması gerektiği kanısına yaklaşım %91 seviyesinde ve sürdürülebilirliğin üç ana alt başlığı olan “ekonomik, sosyal ve çev resel” konulara yönelik farkındalığın ve bilincin arttırılması gerekliliğine inancın ise %95 seviye sinde olduğu gözlemlenmiştir.

Katılımcıların % 61,3’ünün sürdürülebilirlik konusunda fikre ve bilgiye sahip olmaları, % 31’inin ise bilen ve iyi derecede bilen olması sektör için gelecek adına umut vericidir.

Ankete katılan mühendis ve/veya mimarların %85’i ekonomik beklentilerin, sosyal ve çevre sel sorumlulukları ikinci plana attığı fikrini taşımaktadırlar. Buradan da anlaşılacağı üzere inşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların sürdürülebilirliğin ekonomik boyutuyla daha çok ilgilendiği görülmektedir.

Sürdürülebilirliğin kavramsal altyapısı konu sunda, şirketlerin sürdürülebilirliği bir rekabet unsuru olarak algılıyor olmaları göze çarpan bir unsur olmaktadır. Ayrıca, sürdürülebilirlik konusunun yasal düzenlemeler, sözleşmeler ve şartnameler ile çerçevelendirilmesi %86 mertebesinde dikkate alınır fikriyatını ortaya çıkarmaktadır.

Ankete katılan mühendis ve/veya mimarların % 45’i çalıştıkları firmada sürdürülebilirlik adına hiçbir çalışmanın yapılmadığını, yalnızca % 6’lık bir kesimin bu konuda çalışmalar yapıldığını be lirtmiş olmaları önemlidir.

Ancak katılımcıların %91’i gibi büyük bir bölü münün sürdürülebilirlik çalışmalarının firmaları ve çalıştıkları sektör açısında çok önemli olduğu fikrini savunmaları ise geleceğin yönetici aday larının konuya hassasiyetlerini göstermek için iyi bir sonuç olarak algılanabilir. Yine, katılımcı ların %92’sinin sürdürülebilirlik konusunda far kındalık ve bilincin arttırılmasına olan inançları da bu yaklaşımı desteklemektedir.

Sürdürülebilirlik konusunun anlaşılması ve yö netilmesi, “kalite, inovasyon (yenilikçilik), yeni pazarlara açılma, fırsatlar ve risklerin değerlen dirilmesi” konularında etkin bir itici güç olacak fikrine mühendis ve/veya mimarların verdiği ce vaplar doğrultusunda çıkan sonuçlar aşağıdaki gibi şekillenmiştir;

“Sektörde faaliyet gösteren firmalar, gelecek kuşaklar için toplumdaki “ekonomik, sosyal ve çevresel” rollerini sorgulamaktadırlar” sorusu na, mühendis ve/veya mimarların verdiği ce vaplar doğrultusunda çıkan sonuçlar aşağıdaki gibi şekillenmiştir;

Ankete katılan mühendis ve/veya mimarların, %51,3’ü, çalıştıkları firmalarının ve sektörde faaliyet gösteren diğer firmaların gelecek ku şaklar için toplumdaki sürdürülebilirlik bileşen leri olan ekonomik, sosyal ve çevresel rollerini sorgulamadıklarını belirtmişlerdir. Buna karşın % 25’i ise bu rolleri sektör ve çalıştıkları firma lar açısında sorguladıklarını ifade etmişlerdir. Bu oran, sektörün ve çalışanların konuya du yarlılıkları açısından küçümsenmeyecek kadar iyi bir oran olarak karşımıza çıkmaktadır. İleriki yıllarda, konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile konuya bakışı daha optimal seviyelere taşıya bilecektir.

Ankete katılan mühendis ve/veya mimarların çoğunluğu (%83,8), sürdürülebilirlik konusu nun yönetilmesi için ana sorumlu olarak belir lenen üst düzey bir yöneticinin bulunması ge rekliliğini düşünmektedir. Böyle düşünmeyen lerin oranı ise yok denecek kadar (%6,3) azdır. Sonuçlar, yüzdesel olarak aşağıdaki grafikte gösterilmiştir.

Ankete katılan mühendis ve/veya mimarların çoğunluğu (%90), sürdürülebilirlik konusunda yönetsel, birimsel ve kişisel hedefler olması ge rektiğini düşünmektedirler.

Geleceğin yönetici adayları, çalıştıkları firmada sürdürülebilirlik stratejilerinin olması, bu kap samda yönetsel, birimsel ve kişisel hedeflerin olması ve bu hedeflerin de uyum ve ahenk içe risinde olması gerektiğini düşünerek ekonomik, sosyal ve çevresel bileşenlere sahip sürdürü lebilirlik konularını ciddi düzeyde yönetilmesi ni istemektedirler. Bu kanı, çalışanlar gözüyle iş yapış ve anlayışlarını çalıştıkları firmalar için sorgulayacakları, önemseyecekleri anlamını taşımakta, bu konularda seçici davranacakla rını göstermektedir. Elbette, işletmeler yönetsel olarak stratejik kararları belirlerler ancak alttan gelen beklenti ve talepler karşısında adım atma ihtiyacı duyacaklardır. Bununla birlikte ileriki yıl larda yasalar, toplumsal bilgi ve kamuoyu bas kısı ve işveren beklentileri de bu hususa dahil olursa işletmeler iş yapış anlayışlarında ekono mik unsurlar yanında sosyal ve çevresel bile şenleri de süreçleri içerisinde ele alacaklardır.

Sonuç olarak;
Sürdürülebilir kalkınmanın hedefi “şu andaki ih tiyaçları gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama kapasitesini riske atmadan karşıla maktır. Toplum içindeki kilit işlevlerinden dola yı her türlü kurumun bu hedefe ulaşılmasında önemli bir rolü vardır. Fakat durağan ekonomik gidişatın yaşandığı çağımızda bu hedefi yaka lamaya çalışmak gerçeklerden uzaklaşıp, düş kurmak gibi görülebilir.

Sürdürülebilir kalkınmanın önündeki başlıca zorluklardan bir tanesi, yeni ve yenilikçi seçim leri ve düşünce yöntemlerini gerektiriyor olması dır. Bilgi ve teknolojideki gelişmeler bir taraftan ekonomik kalkınmaya katkıda bulunurlarken, diğer taraftan sosyal ilişkilerimizin, çevremizin ve ekonomilerimizin sürdürülebilirliğine yönelik risk ve tehditleri çözüme kavuşturma potansiye line de sahiptirler.

Teknoloji, yönetim ve kamu politikalarında uy gulanan yeni bilgiler ve yenilikler, kurumları operasyonları, ürünleri, hizmetleri ve faaliyetle ri aracılığı ile dünyayı, insanları ve ekonomileri ne şekilde etkileyeceklerine dair yeni seçimler yapmaya zorlamaktadır. Önümüzdeki seçenek ve fırsatlardaki artışın yanı sıra, kolektif sürdürü lebilirliğimize yönelik risklerin ve tehditlerin acil liği ve büyüklüğü, ekonomik, çevresel ve sos yal etkiler hakkında şeffaf olmayı, etkin paydaş ilişkilerinin, yatırım kararlarının ve diğer piyasa ilişkilerinin temel bir bileşeni haline getirecektir.

Bu bilgiler ışığında yapmış olduğumuz anket çalışma ve sonuçları ile inşaat sektörünün nabzını çalışanları gözüyle irdeleyerek geleceğe bakış perspektifi çizmeye çalıştık. İnşaat sek töründe faaliyet gösteren firmalarda aktif ola rak görev yapan mühendis ve/veya mimarların sürdürülebilirlik ile ilgili olumlu yaklaşımları ge lecek adına ve özellikle de asıl işi yapım olan ve bu yapım sırasında doğal kaynaklarla sıkça etkileşim içerisinde olan sektör için umut verici dir. Geleceğin yönetici adaylarının duyarlılığı ile sektörün yasalar, kurallar, yönetmelikler, perfor mans standartları ve de gönüllü girişimlerle de desteklenmesi sonrasında çok daha etkin bir sürdürülebilirlik yaklaşımı sergileyebileceğini söyleyebiliriz.

Gerçekleştirilecek çalışmalar için belirlenmiş kurallar dizisinin şekillenmesi, atılacak adımlar konusunda diğer sektörlerde olduğu gibi inşaat sektöründe de gerekli girişimlere öncülük ede cektir. Sektör öncüleri, yurt iç ve yurt dışı proje lerinde yer alabilmek, imajlarını güçlendirmek, tüm paydaşlarını pozitif etkilemek ve herşeyin öncesinde gelişmelerinin önünü açmak için sür dürülebilir çalışmaların yönlendiricisi olacaklar dır.

Birbirinden farklı yer, çalışan, büyüklük vb. bir çok husus gibi değişkeni aynı anda barındıran inşaat sektörü, genel performanslarını daha ge niş sürdürülebilirlik çerçevesinde en iyi nasıl ifa de edeceklerini düşünmeleri gerekecektir. Bu durum, küresel etkileri harekete geçiren (iklim değişikliği gibi) veya daha fazla çevresel ya da yöresel etkiye sahip (toplumsal kalkınma gibi) konular veya faktörler arasında ayrım yapılma sını gerekli kılabilir. Benzer şekilde, her türden operasyonun etkilerinin trendleri veya model leri ile performansın yöreden yöreye çerçeve dâhilinde verilmesi arasında ayrım yapılması gerekebilir. Kurumun kendi sürdürülebilirlik ve iş stratejisi performansını ele almak için bir çer çeve sunar. Sürdürülebilirlik ile kurumsal strateji arasındaki ilişki gibi, performans raporlaması nın yapıldığı çerçeve de netleştirilmelidir.

Kaynaklar / References
• Türk İş Dünyası’nda sürdürülebilirlik uygulamaları ve değerlendirme raporu Ekim2011,
• İnşaat sektörü 2023 vizyonu  TMB  Mart 2011,
• Türk Müteahhitler Birliği – Ocak 2013 – İnşaat Sektörü Analizi,
• İnşaat Firmalarının Kurumsal Çevrelerine Stratejik Tepkileri Tülay Çivici, Serdar KALE – Aralık 2009 Balıkesir Üniversitesi, Mühendislik mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü, Çağış Kampusü, Balıkesir,
• Sürdürülebilir Kalkınmanın Temel Prensipleri  Yazar: Jonathan M. Harris  Çeviren: Emine Özmete,
• Yurtdışına Yatırım Yapan Türk İşletmelerinde Örgüt Yapısı Ve Karşılaşılan Sorunlar: İmalat Sektöründe Bir Araştırma Doktora Tezi / Mehmet Halit Yıldırım / Kasım–2007








© 2013 Cemen Türk Dergisi, Tüm Hakları Saklıdır.

Yukarı